Öylesine oturuyordum.Dersimizin bitmesine 9-10 dakika kalmıştı.Aydınlık olan sınıfta, yaklaşık 20 kişiydik.Öğrenciler, bölük pörçük gruplar halinde oturmuş,sohbet ediyorlardı.Doğaldı.İlk dönemin son günleriydi.Cama dayalı öğretmen masasında, matematik dersi öğretmenim, arkadaşımın ona sorduğu soruyu yanıtlıyordu.Öğretmen masası ile aramda 4-5 adımlık mesafe vardı sadece.
Oturduğum yer,duvar kenarının en ön sırasıydı.Kapı hemen sağımda,saat ise karşımdaydı.Muhtemelen göz numaram büyümüştü, çünkü etraf tamamen net değildi.
Boş durmak canımı sıkmıştı.Sınıftaki uğultu da insanı mânen yoruyordu.Sesler...Canımı çok sıkıyordu.Keşke bitse diye düşünüyor, kütüphaneye gidip gidemeyeceğimi tartışıyordum kafamın içinde.Sonuçta, sonraki 4 ders Beden Eğitimi ve Spor'du.
Birden aklıma bir fikir geldi.Beni en fazla iki dakika oyalayacağını tahmin ediyordum ama yine de bayağı eğlenceli olacaktı.Sıramda geriye yaslandım,elimdeki ağır -iki anlamda da- romanı bıraktım,ve gözlerimi daha iyi odaklanabilmek için kapattım.
Bambaşkaydı, sanki sınıf artık yok gibiydi.Sınıfın farklı noktalarından yayılan insan seslerine odaklanmayı denedim, bulunduğum yerden.Sesler her taraftan gelirken,kaç farklı sesin olduğunu ayırt etmeye çalıştım.1,2,3,4... Tam 6 farklı ses vardı,ancak her saniye konuşan kişi değişiyordu.Orta sıraların en arkasından gelen bir kız sesi duydum önce.Hemen sonra ise,arkamda hararetli bir şekilde sohbet eden arkadaşlarımın sesini duydum.Uzaktaki sesi daha önce duymam garipti,ancak yaptığım şey çok hoşuma gitmişti;ve ben de aldırmadan devam ettim.
Cam kenarından iki farklı ses geliyordu.Bir de benim olduğum kenarın en arkasından gelen bir ses topluluğu vardı.En yoğun ve dikkat çekeni buydu.Son olarak,kendimi zorladığımda arkadaşımın sorusunu nazik ve kısık bir sesle yanıtlayan bayan öğretmenimin devamlı sesini duymayı başardım.
Bunu fark etmenin garip hazzıyla bir nevi kuş olmuş uçarken,odak yeteneğimi sınamayı denedim.Kimler konuşuyordu,bulabilir miydim acaba?Bir dakika geçmeden,kimlerin konuştuğunu da biliyordum artık.Odak seviyem çok artmış olmalı ki,onca sesin arasında saatin hafif sesi,megafonla yayılır gibi geliyordu kulağıma.Zaten kimin ne dediğini de perdeli bir şekilde duyabiliyordum.
Sıra en zor olanı yapmaya gelmişti,bir sese odaklanıp diğerlerini yok etmek... Öğretmenimin sesine odaklanmayı seçtim.Saatin sesi ve uzaktaki sesler,bir hayal misali yok oluyordu.Gözüm yanmaya,zihnim bulanmaya başlamıştı;ve bu, canımı yakıyordu ama durmadım.Denedim,ve en sonunda geriye bir tek öğretmenimin sesi kalmıştı.Yorulmuş olsam da mutluydum,başarmıştım...
Birden,tüm sesler birbirine girmeye başladı.Neyin ne olduğunu ayırt edemiyordum.Son umut olarak, öğretmenimin sesine odaklanmayı denedim;ama o da benden yavaş yavaş uzaklaştı.Odak yeteneğimin sınırına geldiğimi düşünürken, içimdeki hisse uyup gözümü açtım;ve şaşkınlık ile fark ettim:
ZİL ÇALMIŞTI...
Oturduğum yer,duvar kenarının en ön sırasıydı.Kapı hemen sağımda,saat ise karşımdaydı.Muhtemelen göz numaram büyümüştü, çünkü etraf tamamen net değildi.
Boş durmak canımı sıkmıştı.Sınıftaki uğultu da insanı mânen yoruyordu.Sesler...Canımı çok sıkıyordu.Keşke bitse diye düşünüyor, kütüphaneye gidip gidemeyeceğimi tartışıyordum kafamın içinde.Sonuçta, sonraki 4 ders Beden Eğitimi ve Spor'du.
Birden aklıma bir fikir geldi.Beni en fazla iki dakika oyalayacağını tahmin ediyordum ama yine de bayağı eğlenceli olacaktı.Sıramda geriye yaslandım,elimdeki ağır -iki anlamda da- romanı bıraktım,ve gözlerimi daha iyi odaklanabilmek için kapattım.
Bambaşkaydı, sanki sınıf artık yok gibiydi.Sınıfın farklı noktalarından yayılan insan seslerine odaklanmayı denedim, bulunduğum yerden.Sesler her taraftan gelirken,kaç farklı sesin olduğunu ayırt etmeye çalıştım.1,2,3,4... Tam 6 farklı ses vardı,ancak her saniye konuşan kişi değişiyordu.Orta sıraların en arkasından gelen bir kız sesi duydum önce.Hemen sonra ise,arkamda hararetli bir şekilde sohbet eden arkadaşlarımın sesini duydum.Uzaktaki sesi daha önce duymam garipti,ancak yaptığım şey çok hoşuma gitmişti;ve ben de aldırmadan devam ettim.
Cam kenarından iki farklı ses geliyordu.Bir de benim olduğum kenarın en arkasından gelen bir ses topluluğu vardı.En yoğun ve dikkat çekeni buydu.Son olarak,kendimi zorladığımda arkadaşımın sorusunu nazik ve kısık bir sesle yanıtlayan bayan öğretmenimin devamlı sesini duymayı başardım.
Bunu fark etmenin garip hazzıyla bir nevi kuş olmuş uçarken,odak yeteneğimi sınamayı denedim.Kimler konuşuyordu,bulabilir miydim acaba?Bir dakika geçmeden,kimlerin konuştuğunu da biliyordum artık.Odak seviyem çok artmış olmalı ki,onca sesin arasında saatin hafif sesi,megafonla yayılır gibi geliyordu kulağıma.Zaten kimin ne dediğini de perdeli bir şekilde duyabiliyordum.
Sıra en zor olanı yapmaya gelmişti,bir sese odaklanıp diğerlerini yok etmek... Öğretmenimin sesine odaklanmayı seçtim.Saatin sesi ve uzaktaki sesler,bir hayal misali yok oluyordu.Gözüm yanmaya,zihnim bulanmaya başlamıştı;ve bu, canımı yakıyordu ama durmadım.Denedim,ve en sonunda geriye bir tek öğretmenimin sesi kalmıştı.Yorulmuş olsam da mutluydum,başarmıştım...
Birden,tüm sesler birbirine girmeye başladı.Neyin ne olduğunu ayırt edemiyordum.Son umut olarak, öğretmenimin sesine odaklanmayı denedim;ama o da benden yavaş yavaş uzaklaştı.Odak yeteneğimin sınırına geldiğimi düşünürken, içimdeki hisse uyup gözümü açtım;ve şaşkınlık ile fark ettim:
ZİL ÇALMIŞTI...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilYapma ustaa...
SilÇehov'un izinden Dülek'in peşinden...
YanıtlaSilMükemmel 👌
YanıtlaSil